liberte
• 16/12/2009 - Vakt-i Şerif Hayrola...
Ya Hazreti Mevlana...
İrfan ve sevgi güneşi Mevlânâ, 5 Cemâziye'l-âhir, 672 (17 Aralık, 1273) Pazar günü gurup vakti, bütün parlaklığı ile, bütün güzellikleriyle gülerek ebediyet âleminin asumanına doğdu. Bu geceye Şeb-i Arûs (Düğün Gecesi) derler.
Şeb-i Arus
"Ölümümüzden sonra, mezarımızı yerde arama. Bizim mezarımız arif kişilerin gönülleridir" demesine rağmen, yüzyıllardır O'nun sevenleri mübarek merkâtine ve şehr-i Konya'ya gelmekteler.
Bugün, Yine bir Şeb-i Arus.
Neydi acaba Hz. Pir'e göre "Şeb-i Arus".
Hz. Mevlâna için ölüm, yeniden doğuştu. "Bu yanda ölümdür ama, o yanda doğumdur" diyordu.
Derin bir aşkla Hak'ka vuslatın doğumuydu. O halde ölüm günü, vuslat günü sevgilinin sevgiliye kavuşma günü, yani düğünü; gecesi de gerdek gecesiydi. Kur'an-ı Kerim'de "Allah'a dönüş" olarak vasıflandırılan ölüm, Mevlâna için yâre kavuşma, visal ve "Şeb-i Ârus - Gerdek Gecesi"dir.
Mevlâna, son zamanlarda söylediği bir gazelinde;
"Öldüğüm gün, tabutumu omuzlar üzerinde gördüğün zaman,
bende bu cihanın derdi var sanma..
Bana ağlama,"yazık yazık, vah vah deme.
Şeytanın tuzağına düşersen, vah vah'ın sırası o zamandır,
yazık yazık o zaman denir..
Cenazemi gördüğün zaman ayrılık ayrılık deme, benim,
buluşmam, görüşmem o zamandır.
Beni mezara koydukları zaman "elveda elveda" deme..
Mezar cennet kapısının perdesidir.
Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret.
Güneşle aya batmadan ne ziyan gelir.
Sana batma görünür ama, o aslında doğmaya hazırlıktır, yeniden doğmadır.
Mezar ise hapishane gibi görünür ama, aslında can'ın hapisten kurtuluşudur.
Yere hangi tohum atıldı da bitmedi.
Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun.
Hangi kova kuyuya salındı da dolu olarak çıkmadı.
Can Yusufu kuyuya düşünce, niye ağlasın.
Bu tarafta ağzını yumdun mu. o tarafta aç..
Çünkü artık, hayhuydan uzak. mekânsızlık âlemindesin" diyordu.
Bu "vuslat" zevki içinde Mevlâna, ölüm gününü bir gam. bir üzüntü günü olarak değil, bir zevk ve neş'e günü olarak kabul ediyordu.
Diyor ki, "Eğer mezarımı ziyarete gelirsen, üstümdeki toprak yığınını rakseder görürsün.. Ey kardeşim, meclisime defsiz gelme.. Çünki, Hudâ Meclisi'nde gamlı olmak, yaraşmaz. Çenem bağlanmış mezarda yatmadayım amma, ağzım sevgilinin ebedi sarhoşluğunu durmadan emmededir.."
Şeb-i Arus Hz. Mevlâna'yı sevenlere, Mevlevilere, muhibbilerine ve gönül dostlarına kutlu olsun.
Vakt-i Şerif Hayrola,
Hayrlar Feth ola, şerler def ola,
Allah-u azimuşşan esması ile kalplerimiz pûrnur ola,
Şeb-i Arus Mübarek ola,
Dem-i Hazreti Mevlâna
Sırr-i Şems-i Tebrizî
Kerem-i imam-ı Ali
ve Şefaati Muhammedin-nebi
Hû diyelim Hûûû....
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 7/12/2009 - Anlamsızlık üzerine
İnsanoğlunun hayatta neleri anlamlandırabildiğine dair eldeki kanıtlar çokça fazla. Elatundan Platona,Descartes tan Konfiçyus a,Mevlanadan Muhiddin Arabiye kadar onlarca anlamdırabilirlik abidelerini sayabiliriz yeryüzü tarihinde.
Anlam üzerine yazılan eserler o kadar çoktur ki anlamızlık sadece afaki bir laf olarak düşer dilimizden ''Herşey anlamsız aslında'' şeklinde. Herşey boş!
Peki düşündük mü hiç nelere anlam veriyoruz, ya da neler anlam kazanıyor hayatımızın geçen safhalarında? Gelecek üstüne düşünürken geçmişimize bakabiliyormuyuz mesela?Geçmişimize bakarken ne olursa olsun keşke demeden pişmanlık düşebiliyormu payımıza? Keşke demeden geleceğimize bundan sonrasız yarınlar oluşturabiliyoruz mu?
Anlamsızlık mı?
Neleri nasıl anlamsızlaştırdığımıza şöyle bir baksak?
Aşk,onur,doğruluk,sadakat,vefa,sevgi,saygı,paylaşmak,aklı başındalık...
Yeni aşklarla,küçükken başı ezilmeyen devasa yalanlar,ihanet,unutmak,nefret,çokbimişlik,bencilik,ne yapacağı bilinmez sözde delilik ve çılgınlıklar.. Böylemi yeni trend.
Anlamsızlık mı?
En yakınındakileri umursamaz hale gelen günümüz insanına Mevlana'nın ''Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.'' sözünden ne anlam çıkarabilir ki?
Ya da boşverin! Siz yine özgür,vefasız,bencil ve sevgisiz hayatlarınızı yaşamaya devam edin!
Anlamlı sözlerle anlamız hayatlar üzerine..
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 19/10/2009 - YAZA ELVEDA.
Bu sonbahar sessiz geçeçek belli, en güzel yardım haşmet abiden..
Yaza elveda! | Sizi bilmem ama ben o güzelim Tanrısal kıvılcımın; sevinç denen "şükür" halinin yaz mevsiminin meyvesi olduğuna inanırım
Sizi bilmem ama ben o güzelim Tanrısal kıvılcımın; sevinç denen "şükür" halinin yaz mevsiminin meyvesi olduğuna inanırım.
Biz ki sevgiyi şarkıda, türküde ve dahası cinayetlerimizde yüceltiriz de sevinçten söz etmekten neredeyse utanırız.
Oysa sevinçle terbiye edilmemiş, sevince yönelmemiş sevgilerin kıymet-i hakikiyesi yoktur. Ve yaz öyle bir mevsimdir ki, mecburen-mecburiyetten sevgilere, al gülüm ver gülüm ilişkilerine, hesap-kitap arkadaşlıklarına bile sevinçten bir taç giydirir.
Ama apaçık işte...
Yaz bu kez avuçlarımda üç beş sevinç kırıntısı, dilimde sözlerinin yansı unutulmuş birkaç neşeli şarkıyla gelip geçti!
Dolunaylar çıldırtıcıydı, sıcak geceler paranoyaktı; ama güneşli sabahların şefkatini hiçbir şeye değişmedim.
Şimdi ağzımda kekre bir tat var.
Zeytine, bala, ekmeğe benzemeyen bir tat.
Sanki yazı yaşamamışım gibi...
Kışın içim üşüdüğünde üstüme battaniye gibi çekip sarınacağım sıcak anılarım da çok az bu kez.
Yine de teşekkür ederim sevgili yaz!
Elimi hiç bırakmadığın, gözlerimi hep tam zamanında kamaştırdığın için teşekkür ederim.
İnsanı kaderiyle seviştirebildiğin için, teslimiyeti yakışıklı kıldığın için, mutlularla mutsuzlar arasındaki muazzam "sınıf farkı"nı yumuşattığın için sevgili yaz, sana bütün kalbimle teşekkür ederim.
Mızmızlıklarımızı koyulaştırmamıza izin vermediğin, yoksulluk ve yoksunluklarımızı gözümüze sokmadığın, bizi de sokak çocukları gibi koruyup kolladığın için, ey yaz, sana binlerce kez teşekkür ederim.
Şimdi veda vakti geldi.
Ne kadar zor geliyor veda etmek...
Birdenbire olsa neyse, ağır ağır gidiyorsun.
Şiirdeki gibi önce "balkona karanlığın kuştüyleri doluşuyor", ardından aylak mı aylak bir güneş ve derken yağmur...
Onsuz nasıl yaşanılacağım bilemediğimiz bir sevgili gibi terkediyorsun...
Benim gibi kıpırdamayı sevmeyen bir kedinin kalbi bile leyleklere özeniyor.
Sanki hafif hafif göçe hazırlanıyor, seninle birlikte kanatlanıp buradan girmek istiyor kalbim.
Elveda güzelim mevsim, hoşcakal!..
Bizim arkanda ne halde kalacağımızı hiç sorma!
Çünkü kısmetse, yazılmışsa, yine bahar geliyor.
Ve bir gün, bir sabah yine sen!..
HB.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 15/9/2009 - Başlıksız Yazı.
Eskiden yazlar kurak ve sıcak,kışlar serin ve yağışlı geçerdi.
Televizyonlar siyah beyaz,pantolonlar bol,elbiseler rahat,pijamalar çizgiliydi.
10 Kasımlarda ağlar 23 Nisanlarda gülerdik anlamsızca. Elimde Türk bayrağı halihazırda gözümde gözlüklerle küflenmiş bir park kaykayında bir o kadar seksenlere ait kıyafetlerle farkında olmamanın rahatlığını yaşıyordum.
Taa lise sona kadar anlamlandıramadım öğretmenlerin tek düze kalıplaşmış kıyafetleri içindeki ruhsuzlaşmış boşvermişliklerini. Beden derslerinde mendil kapmacayı,İngilizcede bilmek üzerine sadece no demeyi, müzik derslerinde mahsun kırmızıgülle harun kolçak şarkıları eşlik etmişti öğretilen yalan Tarihe yakışmak için uğraşıp duran bu coğrafyadan habersiz hesap kitap bilmez ufak çocuklara.
En hoşuma giden şey kulağımın çekileceğini bildiğim halde yaptığım haylazlıklar oldu eskiden.
Koskocaman bir deftere yazılan 1 den 100 kadar sayılar en güzel ödevim oldu siyah önlük üzerine beyaz yaka taktığım zamanlar. Andımızı okurken içimden Red kit'in Lucky Luke türküsünü okurdum içimden söylenen saçmalıklara inat. Kravat takmaya başladığımda istiklal marşından kaçmaya başladım cuma çıkışları. Lisede nolduysa oldu farkına vardım yaptıklarımın mükemmeliğini.
Miki mause siyah beyazdı hala trt de seyrederken köpeği plutoyla maceralarını. Özal'ıçok sevdim,Demirelden nefret ettim,(ne mutlu ki bunu yüzüne söyleme fırsatımda oldu milenyumda) Erbakandan İfrit, Ecevitten İllet ettim.Mesut Yılmaz la Çillerden uzak durmaya gayret ettim. Ordu'dan hiç birşey beklemeden uzak durmaya gayret ettim.
Ve bu milletten yaşadığım sürece hep umut ettim.
Akıllanır diye
Canını bir köpekten daha üstün görür diye
İki Yüzlü Olmayı bırakır diye
Bana dokunmayan yılanı ben yinede ezerim düşüncesini benimser diye
Kendisini devleten kutsal görür diye
İslamsız Müslümanlıktan, içeriksiz insanlıktan sıyrılır diye
Umutluyum hala
Yinede gülüyorum olanlara
Sadece bu yazı güzel bitsin diye.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 21/8/2009 - Ramazan
Razımı acaba yaptıklarımızdan Allah diye sorarmı insan kendine?
Yaşadığı toprağın hakkını,yediği yemeğin,içtiği suyun,aldığı nefesin hakkını verebilecekmiyim diye düşünmüşmüdür hiç?
Onca verilen rızka ve hayat hediyelerine karşı ne yapabilmiştir Rabbine?
İslamiyetin en önemli ayı olan Ramazan'ı idrak ettiğimiz bu ilk gün kendine müslüman diyen herkesin sorgulaması gereken ana soruları sormadan edemedim kendime. Öyle ya lafa gelince mangalda kül bırakmayan bizler gerçekte ne yapıyoruz? Kendimizi laf olsun diye değil gerçeketen sorguluyormuyuz geride kalan 11 ayı da üstüne koyarak?
Neden Müslümanız sorusunu kaç kişi soru acaba kendine? Ya nasıl Müslümanız?
Kelime-i şahadet sizin için her zaman ölmeden önce söylenecek son söz olarak mı kalacak şahadetsiz ve kelimesiz hayatınızda? Yaşamınızdan koparıp attığınız Kur'anı Kerim, her zaman yaptığınız gibi ölülerinize okunacak bir metin olarak mı kalacak yoksa? Ezan sizin için duyulduğunda hep müziğin sesinin kısılıp kalacağı,bacağın bacak üstünden indirileceği hoş bir seda olarak mı kalacak? Namaz cenazenizde tabutunuzun önünde duran yakınlarınızın kıldığı ölüm duasımı olarak kalacak sadece? İslam nüfus cüzdanınızda din hanesine yazılı bir sıfat olarak mı kalacak hiç bir işe yaramadan? Camiler uzaktan bakılıp hayran kalınacak muhteşem yapılardan başka birşey ifade etmeyecek mi ahir ömrünüzde? Oruç nefsin unutulup midenin boşaltıltığı fiziksel bir olguysa sadece..
Meğerse ne kadar uzak kalmışız yaşamamız gerekenlere, surete aldanıp içeriğine ne kadar çok boşvermişiz.
İşte Ramazan hep böyle zamanlarda geliverir ya çok uzak görünen tarihler aniden geçip gittiğinde.
O halde soruların cevaplarını vermek dururken kaçanlardan olmayalım.
Kimliklerde yazan kalplerimize de yazılsın inşallah.
Eğer gerçekten inanıyorsanız Kulluk güzel şey tadını çıkarın.
Huzur ve Ramazan sıcaklığı dilerim kalplerinize.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|